Benden Adam Olmaz!

Dusunceler

“.. ve çocuk düşünmeyi bıraktı. Çünkü düşündükçe işler içinden çıkılmaz bir hal almaya başlamıştı. Zaman geçmiyordu artık, cevap bekleyen sorular birikiyor ve dostlar eskiyor, azalıyordu. Bir çok soru vardı kafasında cevap bekleyen. Sorular içinde dalga dalga büyüyordu ve dalga dalga hüzün yayılıyordu kalbinde. Sorulardan kaçmak için tek çaresi vardı, ‘ölüm’.  Ama çocuk biliyordu , eğer ölümü seçerse daha fazla soruyla karşılaşacaktı ve geride bıraktıklarını, yaşamayı tercih etmediği hayatın zamanla etkileşimini düşünmesi gerekecekti. Çocuk bu yüzden yaşarken ölmeyi tercih etti.”

çağrı


5 May 2012 - 18:54 | 0 notes - KONU LİNKİ >>

Bencillik

”.. ve çocuk müziğin sesini açtı. Kimse birbirini duyamıyordu artık, kendi sorunuyla başkasını yıpratıp kendini rahatlatamıyordu. Herkes kendi sorunuyla baş başaydı. Zaman geçtikçe yıpranarak kaybolanlar oldu. Sorunlarını kaldıramadılar çünkü, anlatmaları gerekiyordu. Bencillik yapıp kendilerini yıpratmamak adına başkalarına anlatarak onları yıpratmaları gerekiyordu. Herkes kayboldu. Sonra bakıldı önce kimlerin kaybolduğuna. İlk yıpranan,kaybolan ‘dost’ lar olmuştu, sonra ‘sevgili’ ler. Dinlemeye o kadar alışmışlardı ki kendi sorunlarını unutmuşlardı. Onlar bencillik yapmadıkları için suçlular mıydı peki ? Düzen ‘bencillik’ üzerine mi işliyordu ?”

çağrı.


4 April 2012 - 12:35 | 1 note - KONU LİNKİ >>

Iska

“.. ve çocuk günbatımında sahilde yürümeye başladı, bir yandan güneşin batarken ki turunculuğunu izliyor bir yandan da düşünüyordu. Nerde hata yapmış olabilirdi ? Bu kadar yalnız kalmayı hak edecek ne yapmıştı ? Neden O’nu çok sevebilecek biri çıkmıyordu karşısına. Gün batıp, güneş yerini hafif mavi tonlu akşama bırakmaya başlamıştı artık. Çocuk hala yürüyordu, düşünüyordu. Yoruldu ve bir banka oturdu.  Denizi izliyor ve hala düşünüyordu. Sonra bi  ses duydu, kız sesi ; “Merhaba” . Çocuk çekingen bi sesle cevap verdi “merhaba”. Birbirlerine baktılar, çocuk anlayamamıştı ne olduğunu. Kız “Yanın boşsa oturabilir miyim?” dedi. Çocuk utanmıştı, ilk defa böyle bişeyle karşılaşıyordu. “Tabiyki de” dedi ince ve utangaç bi sesle. Kız çocuğun suratına yarı kızgın bi ifadeyle baktı ve “Biraz kenara kayman gerek ama” dedi. Çocuk o an fark etti bankın tam ortasına oturduğunun ve yüzünde küçük bi gülümsemeyle “Özür dilerim” dedi kıza, kenara doğru kaydı. Yüzünde gülümsemeyle karışık üzüntü vardı. Kim bilir daha önce kaç aşkı ıskalamıştı bankın ortasına oturduğu için.”

çağrı.


4 April 2012 - 14:53 | 1 note - KONU LİNKİ >>

Sevmek

“.. ve çocuk sihirli kelimelerle ilk kez karşılaşıyordu. İlk okuduğu kitabın ilk cümlesi “sevmek akla ve kalbe düşen bir duygudur.” du. İnanmak istedi çocuk, sihirli kelimelerden kurulu bu cümleye masumca inanmak. Okudukça inandı, inandıkça bağlandı. “Sevmek mutluluğu doğrudan etkiler.” cümlesiyle karşılaştı sonra, çekindi ilk başta korktu. Ama düşündü, birini sevmesi mutlu olmasına yetecekti, bu kadar basitti her şey. Sevmeye hazırlamıştı kendini. Ve kitabın son sayfasına geldi, son cümleye : “Sevmek karşılıklı bir duygudur. Tek başına sevmek sadece mutsuzluk getirir.”  yazıyordu son cümlede. Kitabı koydu bir kenara ve düşünmeye başladı ; sevdiği kişiye nasıl sevdirebilirdi kendini?”

çağrı.


4 April 2012 - 00:03 | 2 notes - KONU LİNKİ >>

Umut

”.. ve çocuk hızla dükkana girdi, telaşlı telaşlı tüm reyonları gezmeye başladı, tekrar tekrar gezdi. Aradığını bulamadığı yüzünden anlaşılıyordu. Dükkan çalışanı “Buyrun ne aramıştınız?” dedi. Çocuk üzgün bi ifadeyle “Umudum bitti. Sizde umut var mı acaba?” diye sordu. Çocuğun dalga geçtiğini düşünen çalışan çocuğu başından savmak için “Bizde ondan yok.” dedi. Çocuk aldığı cevap üzerine umudun başka dükkanda satıldığı ‘umuduyla’ dükkandan çıktı.”

çağrı.


4 April 2012 - 17:22 | 1 note - KONU LİNKİ >>

Kalk git diyorum içimden kendime, kalk git uzağa
Kulağındaki müzik bitene kadar yürü, ağladığın kadar koş
Aya dokunana kadar yürü uzaklaş
Düştüğün yer yakınlarına uzak olsun.

~ Ceyhun Yılmaz / Yakın-Uzak

4 April 2012 - 00:08 | 1 note - KONU LİNKİ >>
I'm Yours (Jason Mraz Ukulele Cover) - Sungha Jung
[Flash 9 is required to listen to audio.]

Ufak bir umut, biraz da huzur..


3 March 2012 - 13:56 | 7 notes - KONU LİNKİ >>

Zaman, Hayat, Umut

Küçükken düşlerimiz vardı, şimdi umutlarımız.

‘Zaman’ ne çabuk geçiyor değil mi ‘hayat’ ? Ya da sen mi çabuk geçiyorsun ? Belki de zaman gittiği yere seni de götürüyordur zorla, kim bilir.. Çok mu acelen var peki ? Merak işte, soruyorum.

Küçükken hep düşlerimiz vardı, çok güzeldin bize ‘hayat’. Ümitler beslemiştik sana, herşeyi sıfırdan yaşamıştık seninle. Yanılmıştık çoğu zaman ama kaybetmenin üzüntüsü olmadı hiç.  Yeniden yaşayabilirdik, değiştirebilirdik hatalarımızı. ‘Hepsi deneme, çoğunlukla yanılma’ değilmiydi sonuçta. Ama ‘zaman’ seni öyle hızlı sürükledi ki peşinden, büyüdük. Evler büyüdü, insanlar büyüdü, yollar büyüdü. Sonunu görmesekte düşlediğimiz sonlar vardı o yollarda. Büyüdük ya, artık o düşler yok, o hayalini kurduğumuz sonları yok yolların. ‘Umut’ var sadece. Elimizde kalan son şey. Seni de kaybedeceğiz diye korkuyoruz bazen. ‘Zaman’ acımasızca seni de alıp götürmesin diye bonkör davranmıyoruz artık. Senden kaç tane var bilmiyoruz çünkü. ‘Hepsi hepsi hayat nasıl olsa’ desekte, zaman korkutuyor gözümüzü. Belki umutlarımız yeniden düş olamayacak hiçbir zaman ama umutlarımız da zamana yenik düşmesin. Tüm çabamız buna. Tüm umudumuz bu aslında.

çağrı.


2 February 2012 - 00:54 | 2 notes - KONU LİNKİ >>

En kısa hikaye parçasına an denir.
Bazı anlar bütün yaşamımızı belirler.
“Bütün yaşamımız” dediğimiz de o birkaç ana bakar aslında…
Bu yüzden yıllar sonra en çok hatırladıklarımız anlardır.
Gerisi bulanıktır. Geçmişi anlar berraklaştırır.

Murathan Mungan - Kibrit Çöpleri

2 February 2012 - 03:54 | 1 note - KONU LİNKİ >>
Famous Blue Raincoat - Leonard Cohen
[Flash 9 is required to listen to audio.]

Mutluluk,huzur ve hüzün..


2 February 2012 - 13:45 | 47 notes - KONU LİNKİ >>

Peki Simdi?

Müzikler vardı, içimizi acıtan, boğazımızda düğümlenen notalar,sözler.


Filmler vardı kendimizden bişeyler bulduğumuz, sonunda ağladığımız.


Fotoğraf vardı, çekerken rahat olduğumuz çekilirken utandığımız. Sahtede olsa hep gülmeye çalıştığımız. Anılarımızı yaşattığımız.


Sohbetler vardı, hoş sohbetler. Keyif aldığımız, yüzümüzde gülümseme olan sözcükler paylaşımı.


İnsanlar vardı, kendimizi farklı hissetmemize sebep olan. Tanıdıkça hayatı da tanıdığımız insanlar.


Düşünce vardı, özgür olduğumuzu hissettiğimiz tek şey.


Umut vardı, hiç kaybetmek istemediğimiz, nefes aldığımızı hissettiren.


Hayaller vardı, kurarken bonkör olduğumuz. Kurmaktan vazgeçmediğimiz, hep fazlasını istediğimiz.


Ve hayat vardı, kendisinden çok şey beklediğimiz.


Peki şimdi ?

çağrı.


2 February 2012 - 19:29 | 2 notes - KONU LİNKİ >>

Cumartesi Anneleri

“Benim annem cumartesi her bir dilde çıkar sesi
Benim annem cumartesi elinde solmuş bir resim
Benim annem cumartesi hesap soracak öfkesi” - Bandista

  • Önce Şöyle bi hatırlayalım, bilelim ;

Gözaltında işkenceli sorgulardan geçirilen insanlar, katledilip helikopterlerden ormanlara atıldı, asit kuyularında yok edildi, kalorifer kazanlarında yakıldı. Kimisi de “bilinmeyen” yerlere, Mutki, Newala Qesaba gibi toplu mezarlarda üzerlerine bir avuç toprak atılarak “gömüldü”. Kayıp yakınları, çocukları, eşleri, anne-babalarının akıbetini öğrenmek ve işkencecilerin, katillerin yargılanması için mücadele ettiler. Kimisinin sevdiği, kimisinin âşık olduğu insan elinden alındı. Kimisi ise öldüğünde kimsesizler mezarına gömülmek istedi, belki sevdiği ya da yakını ile orda karşılaşır diye. Kimisi gidip başında ağlayacağı bir mezar taşı olsun istedi. Hep kapılarını açık bıraktılar, kaybedilen yakınları geldiğinde kapıda kalmasınlar diye. Ama maalesef hiçbir istekleri şimdiye kadar karşılık bulmadı. Çünkü devlet öldürdüğü insanların kemikleriyle yüzleşmekten, işlediği insanlık dışı uygulamaların hesabını vermekten korktu ve korkuyor. Oysaki geçmişin hesabı sorulmadan ve verilmeden özgür ve adil bir geleceğin kurulması hiçbir koşulda mümkün değildir.


Konunun bundan sonrası Aclan URAZ’ın ‘Cumartesi Anneleri’ isimli Fotoğraf albümünden oluşmaktadır. Aclan URAZ’ın kendi kaleminden..


21. yüzyıla beş kala başlayıp, iki kala halen devam eden bir Cumartesi öyküsüdür bu. “Cumartesi Anneleri” nin öyküsüdür. Albümde yer alan fotoğraflar Türk demokrasi tarihinin görsel bir kesitidir. Yalın bir objektiften yansımalardır. Fotoğrafın önemli bir işlevi de görsel tarih yazıcılığı değil midir?
Amacım çağına tanıklık eden tüm sorumluluk sahibi insanlara özgü bir çabadır. Gelecek kuşaklara bir gönderme, bir anımsatmadır çabam. *Dik gelen keskin öğle ışığında demokrasinin fotoğrafını çekmenin zorluğuna karşın.
- Aclan URAZ

Aclan URAZ - Cumartesi Anneleri

Yaz başı, sabah karşıya geçiyorum vapurla. “Asya’ dan Avrupa” ya. Yanımda fotoğraf çantam, makinelerim, objektiflerim ve bol miktarda film. Amacım eski Beyoğlu’nu, “Pera” yı görüntülemek. Şehircilik tarihinin belki de en eski metrosuna biniyorum. Çok kısa bir süre sonra tüneldeyim. Bir kedi umarsızca uyuyor bankta. Arkasındaki simitçi çocuk güleç bir yüzle izliyor beni. Onun arkasında ise polis kuvvetleri! Saat 11:00 olağan dışı bir şeyler olmuyor Beyoğlu girişinde. Geniş açı objektifimi takıyorum. Kediyi çekiyorum bir kaç kare.

Polislere yaklaşıyorum yavaş adımlarla. Kedileri çeken bir fotoğrafçıdan pek rahatsız olmuyorlar. “Hello” diyorlar. “Hello” diyorum.

Galatasaray’a vardığımda lisenin önümde bekleyen Yunus’ larla (motorsikletli polisler) karşılaşıyorum

Ve ‘Cumartesi Anneleri’ nin bir başka yakını. Oya Abla. Oya ablaları.

Devamını Oku >>

2 February 2012 - 17:22 | 0 notes - KONU LİNKİ >>

Ben oynamadım kedi oynadı. Vallahi. Son 1 aya sığdırdığım PS3 eğlence şeysinin fotoğraflanmış hali. Böyle işte.


2 February 2012 - 23:13 | 2 notes - KONU LİNKİ >>

Gözlerinin kiracısıyken
Hep istedim ev sahibi olmayı
Oraya giden kimse geri dönmedi dediler
Geri dönmekten vazgeçip geldim
Hayır desen bile artık buralıyım
Anlamıyor musun?
Güzel bir kıza okunacak şiirlerin hiçbiri gelmiyor aklıma
Sen olunca dinleyen
Aklın engelliyor beni
Senin başkalığını anladığımı nasıl anlatırım
Rahat konuşamıyorum seninle
Çünkü bulamıyorum kirlenmeyen kelimeleri

Ceyhun Yılmaz | Kirlenmeyen Kelimeler

2 February 2012 - 01:45 | 0 notes - KONU LİNKİ >>

Ben nerde bir çift göz gördümse
Tuttum onu güzelce sana tamamladım
Sen binlerce yaşayasın diye yaptım bunu
Bir bunun için yaptım


-Garson bira getir
Garsonun adı Barba


Ben nereye gittimse bütün zulumlardı
Bütün açlıklardı kavgalardı gördüğüm
Kötülüklerin büsbütün egemen olduğu
Namussuz bir çağ bu biliyorsun


-Garson rakı getir
Garsonun adı Hakkı


Sen belki de bir resimsin ne haber
Kırmızı bir Beykoz’un yanında duruyorsun
Yapan bir de ağaç yapmış yanına
Dallarına konsun diye kelimelerin


-Garson şarap getir
Garsonun hali harap

Cemal Süreya | Kanto

2 February 2012 - 02:23 | 0 notes - KONU LİNKİ >>